Monoton Hayatlar

Her sabah söylene söylene alarmı kapatıyorsun. Yataktan çıkıyorsun, elini yüzünü yıkıyorsun. Kahvaltı yapıyorsun ya da yapmıyorsun. Sonra evden çıkıyorsun ve işine, okuluna gitme 'çilen' başlıyor. Otobüse kadar yürüyorsun, otobüsün kalabalığını çekiyorsun ya da otobüsü kaçırıyorsun sabahın ayazını çekiyorsun. Halen daha söyleniyorsun. Mutsuz bir gün geçiriyorsun. Eve dönüş 'çileni' de çektikten sonra sonunda evine varıyorsun. Tabi günün yarısı işte, okulda gittiği için belki biraz televizyon izleyip, belki biraz kitap okuyup yatıyorsun ve her gün aynı şeyler tekrarlanıyor. Değil mi?

Şimdi senden olaya biraz daha farklı bir pencereden bakmanı isteyeceğim.
Sabah kalkamıyor kaldırılıyorsun çünkü alarmı duyabilmeni sağlayan kulakların yok. Yataktan çıkıyorsun ama yüzünü yıkayamıyorsun çünkü yüzünü yıkayabilmeni sağlayan ellerin yok. Otobüse kadar yürüyemiyorsun çünkü yürüyebilmeni sağlayan ayakların yok. Hadi bir şekilde otobüse vardın diyelim. Bir bakıyorsun, sana ayrılan özel bölümü gayet sağlam insanlar kaplamış. Yorucu bir günün ardından evine dönüyorsun ancak ne televizyon izleyebiliyorsun ne kitap okuyabiliyorsun çünkü görebilmeni sağlayan gözlerin yok. Görmen gereken bir tedavi var ve bu yüzden dinlenemiyorsun bile.

Senin monoton olarak gördüğün hayat; başkasının her gün düşlediği bir hayat olabilir. Bu yüzden halen daha geç değilken bakış açını değiştir ve mutlu olmaya bak. Hayat mutsuz olmak için çok kısa, gülümsemeyi unutma.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sokaklar

Monad

Soyutlanmak